KAZDAĞI MİLLİ PARKI
Balıkesir ili Edremit ilçesi sınırları içerisinde yer alan Kaz dağı Milli Parkı binlerce yıldır çeşitli medeniyetleri, uygarlıkları, mitolojik savaşları ve bir çok kültürel yaşamı barındıran eşsiz doğal ve kültürel zenginliği ile ulusal ve uluslar arası öneme sahip korunan bir bölgemizdir. Ege bölgesi ile Marmara bölgesini birbirinden ayıran antik çağlarda İda dağı olarak anılan Kaz dağı Biga yarımadasının en yüksek dağıdır. Kaz dağı, güney yüzü zeytinli çayından başlayıp kuzeye doğru uzanarak zirvede Çanakkale sınırı ile kesişip zirveden de batıya doğru devam ederek Altınoluk beldesinin batı tarafında yer alan damla tepe bölgesinde son bulur. Korunan alanın büyüklüğü yaklaşık 21.450 ha’dır.
Doğudan batıya uzanan Kaz dağı kütlesi kuzey güney istikametinde derin vadi ve kanyonlar ile yarılmış ve bu yapı farklı iklimsel koşullar ortaya çıkartarak bitki ve hayvan varlığının zenginleşmesi için uygun ortam sağlamıştır. Özellikle bitki örtüsünün taşıdığı biyolojik çeşitlilik Milli Park’ ın ana kaynak değerini oluşturmuş olup endemik ve nadir türlerle beraber bir çok bitki türünü içerisinde barındırmaktadır. Kaz dağı Milli Parkı; ormanları, endemik türleri, bitki örtüsü, yaban hayatı ile jeolojik ve jeomorfolojik oluşumların bütünleştiği olağanüstü peyzaj değerleri ile Türkiye ve Dünya ölçeğinde büyük öneme sahiptir. Alan, ulusal ve uluslar arası düzeyde doğal kaynak değerleri, kültürel kaynak değerleri, arkeolojik kaynak değerleri ile korunarak devamlılığının sağlanması amacı ile 17.04.1993 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile ‘‘ Milli Park ‘‘ olarak ilan edilmiştir.
Milli Park’ ın doğal ve ana kaynak değerlerini oluşturan bitki topluluğu; güney yüzde sahilden başlayarak 700 / 800 metrelere kadar kızıl çam ( Pinus brutia )’ la beraber bodur çalılıklar yani Akdeniz ikliminin karakteristik bitki topluluğu olan maki bitki örtüsü görülmektedir. Buradan daha üst seviyelerde yaklaşık 1400 metrelere kadar karaçamlar ( Pinus nigra var. Pallasiana ) mevcut olup kurak iklim tipine ait ormanları oluşturmaktadır. Bu yükseltiden sonra, zirve bölgesi ve çevresinde ise nemli iklim tipine ait ormanlar yayılış göstermektedir. Bu ormanların hakim ağaç türlerini ise yükseklerde Göknar ( Abie s egui – trojani ) daha alt seviyelerde ise Karadeniz ikliminin karakteristik ağacı olan kayın ( Fagus orientalis ), sapsız meşe ( Quercus petreae ) ve macar meşesi ( Quercus frainetto ) oluşturmaktadır.
Kaz dağı Milli Parkı’ ında bu güne kadar 800 bitki taksonu tespit edilmiş olup fakat bu rakamın 1000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. En önemlisi ise başta Kaz dağı Göknarı olmak üzere 32 adet bitki taksonu endemiktir. Bu endemik türler yer yüzünde yalnızca Kaz dağında yetişmektedir. Bunun yanında Türkiye’ye endemik olan 40 çeşit bitki ve endemik olmayan fakat ülkemizde sadece kaz dağında yetişen 15 çeşit bitki taksonu bulunmaktadır. Yine mitolojide ‘‘canavarlar anası ida’’ olarakta anılan alanın Milli Park olarak ilanından sonra avlanmanın yasaklanması, alana giren insan sayısının azalması ve kontrolü ile alandaki yaban hayvanlarının popülasyonlarında da gözle görülür artışlar olmuştur.Bilinen en önemli hayvan türleri; ayı, domuz, kurt, çakal, tilki, karaca, tavşan, porsuk, sansar, vaşak, sırtlan vb. dır.
Milli Park içinde rekreasyon amaçlı iki adet günübirlik kullanım alanı mevcuttur. Güre belde sınırları içinde kalan Pınarbaşı 1980 yılında kurulmuş ve yalnızca 1 hektar büyüklüğünde olmasına karşın yoğun olarak kullanılan mesire alanlarındandır. En önemli özelliği ise Kaz dağı kar sularının bir kısmının kaynak halinde buradan çıkıp dere oluşturmasıdır. Akarsuyun ısısı 9-10 derecedir. Yılın 2.5 aylık yaz sezonunda yaklaşık 60-80 bin ziyaretçi tarafından günübirlik kullanılmaktadır. Zeytinli beldesine 4.5 km. mesafedeki Sutüven (Hasan boğuldu) 1992 yılında kurulmuş ve 3 hektar büyüklüğündedir. Kaz dağı’nın eteğinde, içinden Kızıl keçili çayının geçtiği Hasan boğuldu göledi ve suyun 17 metreden düştüğü Sutüven şelalesi nedeniyle son yıllarda giderek daha fazla rağbet gören alanın, bugünkü ziyaretçi sayısı yaz sezonunda 100 bine yaklaşmaktadır. Manzara güzelliği ve Hasan boğuldu öyküsünün yaygınlaşmasıyla her geçen gün daha fazla ilgi görmektedir.
Milli Park’ta 2873 sayılı yasa gereği hiçbir üretim faaliyetine izin verilmemekte, ekosistem kendi doğal işleyişine bırakılmaktadır.